31 Mart 2010 Çarşamba

Yolculuk


yağmurla gelen,
bir su damlası olsaydım

tutunup saçının bir tek teline
süzülmeden düşmek istemezdim tenine

28 Mart 2010 Pazar

Yaz be yaz



Kardelenler kadar masum
bir o kadar sabırlı
bir o kadar isyankar
bir o kadar da boynu bükük

üşümekten korkmasamda
düşüncemden korkarak
dokunmaya kıyamadığım
ak pak sabahlara açan çiçeğim

kendime saklarken rengini
kendimden bile sakındığım
eteğine rüzgar olup takındığım
yüzünde kendim olup bakındığım beyaz...

varlığında kıymeti bilinmez
yokluğunda hasreti dinmez
yoklukların azlıkların
ve imkansızların rengi beyaz...

biraz kış, biraz kar, biraz ayaz...
elbet sana da yakışır
YAZ...

27 Mart 2010 Cumartesi

Gül'e


sen bir limansan
gelen de olur, giden de

yüreğime demir de atsa
gözüm kalmaz benim hiçbir teknede.


 

Do re mi


artık adını heceleyen
sadece ben değilim.
seninle gündüzü geceleyen
kalbimden seni kıskanabilirim.
 

26 Mart 2010 Cuma

Nihayet



Ve
sen geldin...

Birbirinin aynısı günlerden bir gün
Yüreğim savaşırken onca hüzünle
Ellerim barışıverdi birden yüzünle.
Resmine dokundum, yanına sokuldum
İçim, içime sen geldin, ne hoş geldin.

Dokunduğunu şekillendiren
Tatlı dilin ve o güler yüzün
Ürperten sesinle, susuz dudakların
Uyanıvermeli teninde bir sabah
Sabah dediğime bakma güpegündüzün

İsterdim kokun yanımda olsun
Ve senle dolsun içim yeniden
En tükendim dediğim anlarda
Doğsam ellerine küllerimden

Ezber bozan düşlerimdesin artık sen
Doku-n-duğum saçının bir tek telinden
İsterdim bir gün ikimizi üretebilsem
Sakin akıp giden bir damla su gibi
Süzülüp dudaklarından tenine
İsterdim sana rengimi verebilsem

Pembe panjurları olmasa da, bir gün
Alın terimizle kutsanmış imzamız olan
Kapısında, penceresinde hasret kokan
Titreyen ellerimden izler bıraktığımız
Olsun duvarları biz kokan konaklarımız.

Kiraz



seni ezberliyorum
yanakların elma dudakların kiraz

seni ezberliyorum madem
gözlerin badem, dudakların kiraz.

seni ezberliyorum kaşların bir yay
dudakların ay, dudakların kiraz.

seni ezberliyorum çenen elmacık
dudakların azıcık vişne, az kiraz

seni ezberliyorum dudakların kiraz
seni ezberliyorum biraz biraz.

23 Mart 2010 Salı

Yok


birikmiş anılarımız kadar
bitmemiş acılarımız da var.
hatta soruyorum bazen kendime
acılardan başka elde neyimiz var?

18 Mart 2010 Perşembe

Enginlerde


E
nginlerde serseri bir gemiyim sensiz...

IV

sevdam dalgalı bir deniz
elbet bir gün
kalbim sakin bir gemi

bir an(d) olsun
tutup ellerimi
yumup gözlerini

üfür şimdi

nefes nefes yelkenlerimi


V

Gün gelir fırtına durur
denizler durulur

geçer zaman
sevgi saygı özen
bakidir her zaman
deli heyecanlardan
artakalan

14 Mart 2010 Pazar

Sensizlik


N

erelerdesin sevdiğim dilber...

III


sensizlik bensizlik bizsizlik
bu gece benden sana

üç kelime üç hece
ebediyyen silmen için
sözcükleri sözlüklerden

ve
şimdi sessizlik
anlasana...

13 Mart 2010 Cumartesi

Razıyım


R
azıyım inan yanmağa seninle...

II

çayımda buhar
başımda dumansan
dudağına değen
ilk pirinç tanesi de
ben olsam

susadığında
yudumladığın su
dokunduğun çiçeklerde
taze bahar
öptüğün bebeklerde
sevdalı süt kokusu

hasretlik türkü türkü
buram buram, hece hece
yanımda ırak düşersin
canını alsam bu gece

11 Mart 2010 Perşembe

Gözlerine Mektup



(durun bırakıp gitmeyin beni o kadar derinlere!)
 
Katlanmış kâğıtlardan

ve dokunulmuş tuşlardan kuşlar
uçuşuyor gözbebeklerinde.
Ve bulutların daha pembe
daha derin maviye çalıyor bu gece
deniz ayakuçlarına serilmişçesine.

Bahçesinde
düşlerinden bir türlü inemediğin
salıncak kurduğumuz bir ev,
vazonda her daim solmayan bir gül olacak.
Külkedisi, pamuk pren(ses)im, kınalı yapıncak

teni gözyaşımla ıslanmış bir bez bebek
ana kuzusu, ev kızı, aileden tatlı bir yumurcak:
verdiğimiz emek...

Hayal gemisinde
düşler kuruyor külkedisinden pren(ses)ler
eteklerinde doğu roma, bir ötesinde persler
kelime avcısı, zaman yolcusu;
gözlerinde bir adam meçhule gider ve gelir
ellerimde kulakları çınlatan iniltiler, sesler.

Oturup insan yapmalı şiirlerden
el birlikte, omuz omuza, hep beraber
marifet nefese ses katabilmekse eğer
kurt düşürmeden kelebek olabilmek, hüner

Ayrılık çok ağırdır. Hani demirden leblebi
bildim evet, bu kadar özlermiş leb-lebi
Susuz çöller gibi kurumuşken, içim-de su
seninle mutluluk biraz hüzün, biraz da bu.

Eğrisi, doğrusu her şey an'dan
içimizde bilinmezlerin kurgusu
kurşun ve kan gibi koparırmış zamandan
yaralı yüreğime akan gözlerinin buğusu

buluttum, umuttum, akar su idim dindim.
görmezdim gördüm, bilmezdim, seni bildim:
uçmaya kararsız ve kanatsız bir melektin sen
kurt olmadan göklere özenmiş kelebeksin sen
 
Velhasıl kelam;
evvel zaman içinde bir varmış sen,
bir de müsadenle var olayım ben
ve kalbur saman içinde bir yokmuş tüm evren...

Benim sen'im

YEDİRENK

böyle başladı masal:
sizli, bizli
karşı pencerelerde
camdan birbirine bakan komşu çocuklarıydık ikimiz.

sen camdan düştün yüreğime
bir çizik, ince bir sızı gibi
ben pencerenden süzüldüm içeri
deli bir rüzgar, bal, petek ve arı

anlar geçti üzerimizden
ve anlardan bir an geldiğinde yine
ben sende sendim...

sen bendin bende
ben'im.

7 Mart 2010 Pazar

Aşık aldanır


aşk bir ateştir, yananlar iyi bilir
kimileri cesur olur, ölür dirilir
atar kendini her yandım deyişte
bir ateşten yine başka bir ateşe

kimisi de bencileyin, ürker kaçar
hamdır, yanamaz tutuştuğuyla kalır
ucu közlenmiş kuru bir dal gibi naçar


6 Mart 2010 Cumartesi

med cezir manzaraları


dile gelip ansızın, öylesine bir an
uykumu yokluğunla böldüğün bir gece
içimdeki öfkeden kudurmuş hayvan
çelip aklımı, diyor ki kendince:

ya çek git buralardan, yak canını
ya sev bu gece delice, yak canını

nereye kadar


daha diyorsun ya,
hani yetmiyor diye
biraz daha, bir şans daha

oysa her defasında
son şansımız bu diye
daha sıkı tutunmalıyız hayata

5 Mart 2010 Cuma

Yüreği/m çocuk


uyudum, uyandım sen hep aklımdasın
bu kadar uzaktayken bile yanımdasın
aldığım nefessin, damarımda, kanımdasın
madem ki; özümde, içimde, canımdasın
tut elimi, sevdanı bileyim. yüreği/m çocuk

acaba ben kadar sever misin beni?
istesem kocaman sarar mısın beni?
bir düşe dalsam yumup da gözlerimi
madem ki; her zaman çok özlersin beni
tut elimi, halini göreyim. yüreği/m çocuk

yollarda oynarken koşup, düşüyorsun
akşamın serininde titreyip, üşüyorsun
acımadan bazen, yürek yâremi deşiyorsun
madem ki; benimle uzak yolları düşlüyorsun
tut elimi, haydi gidelim. yüreği/m çocuk

aklına esip hani, güneşe gitmek diliyorsun
elalem aya, biz yaya bunu da bilmiyorsun
hangi oyunu oynasak sen beni yeniyorsun
madem ki; haydi gel,yine gezelim diyorsun
tut elimi, gözünü seveyim. yüreği/m çocuk

ne karanlık yollar var, iyi niyet döşeli
ne insanlar tanıdım yürekleri kaç köşeli
"gönül dağı"mız hep lale, sümbül, menevşeli
madem ki; yollarda düşmekten çok ürküyorsun
tut elimi, ikimiz geçelim. yüreği/m çocuk

göçmen kuşlar gibi uzak diyarlara uçuyorsun
yanına sokulsam, hemen az öteye kaçıyorsun
bazen toplayıp, bazen saçlarını saçıyorsun
madem ki; dik yokuşlarda bu kadar susuyorsun
tut elimi, birlikte içelim. yüreği/m çocuk

sana gelirken koşan yollar geri gider
derlerdi bilmezdim ayrılık ölümden beter
ikimize ne günler yeter, ne yıllar yeter
madem ki; ne çok sevdim bilmek istiyorsun
tut elimi, sarılıp öpeyim. yüreğim çocuk

Ayak izleri


üstüne basınca ürktüğün kadar
yere düşen ekmek kırıntılarının

biraz korkup çekindin mi acaba
basarken yüreğimin kırgınlıklarına

4 Mart 2010 Perşembe

Seninle


S

eninle herşey daha güzel...

I
-gul(b)ebek için-

güzel bir gün
güzel bir hava
gün doğmuş güneş açmış
sen de aç göz kapaklarını
uyan bebeğim

dur sakın kapama
gözlerinden öpeceğim.

2 Mart 2010 Salı

Adın bu gece umut

YEDİRENK

Göz açıp kapayana kadar uyudun mu?
Nasıl bir şey bu, hani ağladığımız yarınların
asfalta tenimiz kazınırken nesi güzel, uyuyup
hergün başka bir şehrin bahtsızlığında uyanmanın?

Bir göz açıp kapanmasından az daha uzak
çilesi, yumak yumak bir ömürden kaçarak
hasretin hıncını merdivenlerden çıkaran
yolsuz ve yoksul bir ikindi yalnızlığından

Kokusuna senim karışmış bir çorba, ocakta
Yorgun bakışlarımızda bitimsiz bir kardeşlik
Ve hayatın alnımızda iz bırakırken yaptığı kalleşlik

Alnımı gök kubbeye dikerken de yanımda dur
Ağlama sakın, sadece elimi tut.
Seni seviyorum. Adın bu gece umut...

Budur işte



sözün ne anlamı kalır
yanımda olsan keşke

kelimeler ne kadar anlamsız
hiç konuşmasak da olur

geriye bir hay, bir huy
bir nefes verip, almak kalır.

yani her akşam işten çıktığımda
sevinçli bir telaşla geliyorsam sana

ya da sen coktan pişirip, bir kap erişte
benı beklıyorsan hani gözlerin kirişte
budur sevdiceğim budur, budur işte.