26 Nisan 2010 Pazartesi

Barış Mevsimi (pdf e-kitap)


Şiirlerime ilgi duyan, merak eden dostlar, geçmiş yıllarda bir kısmı e-kitap olarak topladığım "barış mevsimi" adlı çalışmamı aşağıdaki linkten edinip, okuyabilir.

BARIŞ MEVSİMİ (indirmek için tıklayın)

SON SONBAHAR (Yakında)

-------------------------------------------
* dostlar için telif hakları uyarısı yapmama gerek yok ama farklı düşüncedekiler için bir cümlem olsun "yüreğim benimdir"

21 Nisan 2010 Çarşamba

Bende Kalan


yitik sevdamızın
lirik yalnızlığında
sen sesli kumrular
günaydınlardı her gün yüzümü

 çift camlı cenderelerde
 eli mahkum bir aşkı izlerdi
 gözbebekleriniz umarsız
 oysa kör kelebeğin rüyası idi
 şairin dilinden dinlediğiniz

 her dokunduğum dal kururdu
 her yaprak rüzgarda savunmasız
 dileğimi söylerdim her geceye
 seni bana vermezdi  acımasız

 hüznü büyütürdüm gözbebeklerimde
 esareti yaşardı dilim kelepçeli
 sen kendimden korktuğum kabus
 kelimelerin katiline bir kurşun

duruşun hür mağrur boyun eğmemiş
bir halim selim diktatör edası bilirim
kabul edilmiş benimsenmiş tekdüze esaret
 boynumda yağlı urgandı zincirlerim

 suçsa seni sevmek, peki sustum ben
 sustuğum, sen yine de sorma neden
 susan sevdan değil ki, sadece beden
 sen yine de usanma, bıkma emi  benden...

7 Nisan 2010 Çarşamba

Gribin, gripin


aşk

ince hastalık

şifa diliyorum sana
hastalıkların nicesinden

sonra hasta olmalısın
sen bana, en incesinden
 

6 Nisan 2010 Salı

Yanık Umut Kokusu -2


I
ne sen bir anneydin
ne de ben bir baba
oysa ne güneşler doğurduk
birlikte her sabaha

II
ne sen bana gel diyebildin
ne benden sana bir adım daha
ve biz iki damla gözyaşında boğulduk

sokaklarda ellere hep bayramdı
her sevinçli gün bize ayrı bir cefa
ne yazık ki her gün yeni bir acıyla yoğrulduk...

3 Nisan 2010 Cumartesi

Yanık umut kokusu


...SİN/SEN


adını yazdığım masa kadar olsun
dilime türkü edemediğimsin sen
kuşatan sevdan acıtır bir o kadar
bir adım öteye gidemediğimsin sen

kavuşsam gün demeden gece demeden
yorulsam her an yolunu beklemekten
kesilip nefesim, yemeden içmeden
yüzünün hüznüne kıyamadığımsın sen

içim ürperir elini tuttukça ellerim
şaşırıp sözünü tutulur hep dillerim
gelir elbet der, deli gönlüm eylerim
arayıp izini, tozunu bulamadığımsın sen

uyuyup dizlerinin dibinde bazen arasıra
sığmadı bu sevgi ne aya ne yıla ne asıra
çıkmaz sokaklar içinde şu aklım şaşıra
doluya sığmayıp, boşa koyamadığımsın sen

gözünde yaşı bir türlü dindiremediğim
kokunu doyasıya içime sindiremediğim
çok sevsem de bir türlü bildiremediğim
kavuştukça daha çok doyamadığımsın sen...


1 Nisan 2010 Perşembe

Yıllardan biz, aylardan nisan



demeli...
artık demeli.
eğip bükmeden kelimeleri
yeri, yer demir, göğü gökbakır gibi
seni sevdiğimi yere göğe demeli.

ay aydınlık bir gecede
ıssız adalardan, sessiz koylara
çekmek apansız seni mi?
ve tutuşturmak bir sabah
telaşla uyanırken tenimle tenini.

sağ kolumda yatan,ürkek tenli bir kızın
sol yanında adımı sayıklar sözleri.
öpmek bir rüzgar gibi çarçabuk ve ansızın
deli ve bir o kadar ürkek bakan gözlerini

bir itiraz, bir serzeniş her an
dilsiz ve tuz kokan mevsimlerde
bildim isyan gibiymiş bahara nisan
önce kadınım diyememiş gözlerinde kan
önce insansın,önce insanlık var serde
yıllardan biz, mevsimlerden bahar
aylardan nisan...